Archive for February, 2012

Diş macunu

February 28th, 2012

Barış bana dün dişlerini fırçalarken “diş macunu da sür” dedi. Normalde ona diş macunu kullandırtmıyorum. Okulda da buna dikkat ediyorlar ama genede unutuyor olabilirler. Bu nedenle bende Barış beye özel bir diş macunu yaptım.

Erkan Şamcı “dişlerinizi balla fırçalayın” diyordu. Ben de her zaman olduğu gibi biraz da kendimden birşeyler kattım. Kendimde denedim gayet güzel tadı var. Dişeri fırçaladıktan sonrada ağızda nane ferahlığı kalıyor. İşte tarif:

Diş Macunu Tarif:

Minikcik bir kavanoz doğal bal
iki tutam ada çayı
2 tatlı kaşıyı kuru nane

Nane ve adaçayını blender da uzun uzun öğüttüm. iyice minik parçalar haline geldiler. Bu tozu birde ince süzgeçten geçirdim ve balın içine katıp iyice karıştırdım. Hafif ıslattığım diç fırçasının ucu ile bu karışımdan alıp fırçaladım.

Bu akşam Barışa da deneteceğim. Eğer severse bu diş macunu okulada göndereceğim. Böylece beyfendi de diş macunu ile fırçalayıp arkadaşlarına özenmeyecek.

Posted in  Günlük   No Comments »

Peki böyle acır mı ?

February 27th, 2012

Dün Barış, ben ve Yıldıray Bostancı sahile gittik. Bahar havası vardı. Barış bol bol koştu çimenlerde. Bir ara biraz uzağımızda oynarken bir ağacın yanına gidip birşeyler yaptığını gördüm. Yanına gidip bakınca, yerden bulduğu bir parça dal ile ağacın üzerini kazımaya çalıştığını gördüm. “Oğlum ne yapıyorsun” dedim. “Ağacın kabuğunu çiziyorum” dedi. ” Ama onun canı yanar.” deydiysemde yapmaya devam etti. Bende elindeki dalı alıp “bak şimdi” diyip elinin üstünde dalı hafif çe bastırarak gezdirdim. ” acıdı mı ? sen ağacın kabuğunu kazırsan onunda canı yanar” dedim. Durdu, sonra ağaca  bir iki kere dal ile vurdu. Sonra dalı alıp eline vurdu. “uf acıdı. Ağacında canı acır mı vurursam.” dedi. Ben acır diyince de dalı attı elinden. Sonra yerde tek tük çıkmış minik çiçeklere baktık. Çok sevdi çiçekleri ama kopardı bir tanesini. Ben üzülünce de şaşırdı. Sonrada gitti sarı başka bir çiçeği inceledi ama sonra bilerek üzerine bastı. Daha da üzüldüm.

Empati kurmayı iyi beceren bir çocuk Barış. Kedilerle köpeklerle konuşur, onların canını yakmaz. Ama aynı hassasiyeti doğadaki her canlıya göstermesi için biraz daha uğraşmam gerekecek. Keşke daha çok doğa ile iç içe olabilsek ozaman benim öğretmeme gerek kalmaz. Bir bitkinin büyümesine tanık olduğunda onunda kendi gibi bir canlı olduğunu kendi gözleri ile görür. Belki de birlikte saksıya bir tohum ekip onu her gün sulayarak böyle bir girişimde bulunabilirim.

Hadi bakalım. Balkonumuzda elma ağacı büyütmeyi başarsak ne güzel olurdu :))

Posted in  Günlük   No Comments »

Dondurma

February 23rd, 2012

Bir süredir evde dondurma yapıyorum. Nasıl yaptığımı merak edenlere için Duygu anadan geliyor.

Vanilyalı Dondurma  (4 kişilik)

  • 2,5 bardak süt ( ben sütçüden aldığım sütü tercih ediyorum. Yağlı süt olması daha  lezzetli olmasını sağlıyor)
  • 2/3 Su bardağı toz şeker
  • 1 tatlı kaşığı salep ( doğal salep bulmak biraz zor. Aktarlarda var. Biraz da pahalı ama ben 100 gr aldım. hala bitmedi 🙂
  • Çay kaşının ucu ile doğal vanilya ( buda aktarlarda var)

Sütü hafif ısıtıp içine 1 tatlı kaşığı salebi katıp karıştırın. 15 dakika salebin şişmesini bekleyin. Şişince şekeri de ekleyip karıştırarak 15-20 dk pişirin. Koyulaşınca altını kapatıp vanilyayı ekleyip bir daha karıştırın. soğuyunca dolaba koyun 12 saat dinlensin. 12 saat sonunda dondurma makineniz varsa ( bende tefal kidsdondurma makinesi var)  bu karışımı 15 dakika makinede karıştırın. Sonra buzluğa atın. 2 saat de buzlukta beklesin. dondurma hazır. Eğer donurma makineniz yoksa yarım saatte bir buzluktan çıkarıp karıştırmanız gerekiyor. 3 – 4 kere çıkarıp karıştırmanız yeterli.

İsterseniz vanilya yerine kako, damla sakızı, keçi boynuzu veya istediğiniz meyveleride kullanabilirsiniz. İster külahta ister dondurma kalıbı ile isterseniz kasede hepsi de çok güzel gözüküyor. Barış hepsine bayılıyor.

Afiyet olsun 🙂

Buda neden hazır almayıp, evde yaptığımın cevabı : Milliyet haber

 

Posted in  Günlük   No Comments »

İlk yardım için doğal yardımcılar

February 22nd, 2012

Doğal anneyim gurubunda harika bir paylaşım buldum. Çok faydalı bilgiler var.

Arnika Kremi: Kaza anında ilk akla gelecek merhem. Arnika morlukları, şişlikleri hafifletir, eklemlerdeki enflamasyona iyi gelir, adale ağrılarına ve hafif burkulmalara birebirdir.  Eğer arnika kremini darbeden hemen sonra sürebilirseniz neredeyse hiç şişlik oluşmadığını mutlulukla farkedeceksiniz. Açılmış yara üzerinde kullanılmaz. Böyle bir durumda arnika homeopatik bileşimini ağızdan almak daha uygundur.

Lavanta Yağı (Lavandula angustifolia) : Birinci derece ve yüzeysel ikinci derece yanıklar için mucizevi bir yağ. Acıyı hemen kestiği gibi derinin kendini toparlamasına yardımcı olur. Ancak hemen uygulandığında etkili olur. Bu yüzden hep yanınızda olsun ve tekrarla uygulayın. Böcek ısırıklarına ve sokmalarına karşı ağrı kesici olarak kullanılır. Doğrudan deri üzerine uygulanabilir. Banyoda gevşemek için de birebirdir. Kulak ağrısı için kulağın çevresine masaj yapın. Boğaz ağrısı içinse boğaza masaj yapın. Yastığa damlatılan birkaç damla çocuğunuza ninni gibi gelir. 2 aylıktan küçük bebekler için 2 çorba kaşığı zeytinyağına 2 damla lavanta koyun. 2 aylıktan 1 yaşına kadar olan dönemde damla sayısını 3-5’e çıkarabilirsiniz. Daha sonra doğrudan deri üzerine uygulanabilir.

Hint Defnesi (Tea Tree): Doğanın doğal antiseptiği. Doğrudan deri üzerine kullanmanızda bir sakınca yoktur. Ancak yoğunluğunu azaltmak için 1 damla hint defnesini 10 damla suyla karıştırıp yaraları ve böcek sokmalarını temizlemekte kullanabilirsiniz. Böcek ısırıklarında kaşıntıyı kesmek için kullanabilirsiniz. 6 aylıktan küçük bebeklerde Hint Defnesi kullanmayın. Sonrası için de lavanta yağı için verilen kullanım önerilerine uyun.

Okaliptus Yağı: Her zaman seyahat çantanızda olsun. Hava yolculuğu solunum yollarını kurutur. Okaliptus yağı solunum tıkanıklıklarını açar. Kaynamış suya birkaç damla damlatın ve çocuğunuza buharı koklatın. 2 aylıktan büyük bebeklerde kullanımı güvenlidir. Lavanta yağı için verilen talimatlara uyun.

Dereotu Yağı: Gaz sorunlarına iyi gelir. 2 aylıktan küçük bebekler için 1 damlayı 2 çorba kaşığı zeytinyağıyla karıştırın. Sonra damla sayısını 3-5’e çıkarın. Bebeğin karnına ve sırtının ortasına bu yağla masaj yapmak çok iyi gelecektir.

Aloe Vera: Minimum katkı maddesi içeren bir aloe vera jeli bulun. Güneş yanıklarına çok iyi gelir. Küçük bir şişeyi yaz mevsiminde çantanızdan ayırmayın.

Tiger Balm: Adale ağrıları ve baş ağrıları için kullanabilirsiniz. Bu merhemi ağrılı adaleye veya şakaklara sürün. Göze gelmemesine dikkat edin. Soğuk algınlığında çocuğunuz uyumadan önce ayak tabanlarına sürmekte fayda vardır. 1 yaşından küçük çocuklarda kullanmayın ve 5 yaşından küçük çocukların göğsüne sürmeyin. Fazla gelebilir. Küçük çocuklarda tiger balm kullanmanın en doğru zamanı uyku sırasındadır. Yoksa ellerine bulaşan merhemi yanlışlıkla gözlerine götürebilirler ve bu hem çocuk hem de anne için oldukça tatsız bir deneyim olabilir.

Aynısefa Kremi: Yara iyileştirici özelliği vardır. Aynı zamanda derideki kızarıklıklara, yanıklara, kesiklere ve pişiklere iyi gelir. Kene ısırıklarında kullanabilirsiniz.

Ekinezya Tentürü veya Tableti: Seyahat çantası için gerekli bir bitki. Bağışıklık sistemini stimule eder. Hastalığın daha ilk belirtilerinde alınmalıdır.

Papatya (Matricaria recutita) ve Rezene bitki çayları: Hazımsızlık, mide ağrısı, gaz ve kolik için önerilir.

Karbonat: Arı sokmalarına karşı yanınızda küçük bir şişe bulunsun. Hemen biraz suyla karıştırıp soktuğu yerin üstüne sürerseniz zehiri nötralize eder. Çocuğunuzun arıya alerjisi olması ihtimaline karşı gerekli alerji ilacını veya homeopatik yardımı yanınızda hep bulundurun.

Sivrisinek Kovucu: Yaz aylarında çantanızdan ayırmayın. Kendi karışımınızı yapmak için 4 çorba kaşığı badem yağına okaliptus, lavanta, hint defnesi, citronella ve biberiye aromaterapi yağlarının her birinden 3’er damla karıştırın. 1 yaşından küçük çocuklarda kullanmayın. Ufak çocuklarda çok az miktarda kullanın.

Kaynak:  http://www.damara-cocuk.com/health/35-tum-aile-icin-dogal-ilk-yardim

Posted in  Günlük   No Comments »

Ev yapımı şampuan

February 20th, 2012

23 Şubat 2012

Bu yazıya ek yazma gereği duydum. Çünkü doğruya doğru. Bu formul soğuduktan sonra saçta durulanmayan bir kalıntı bıraktı. 2 ve 3 banyo da vazgeçtim bundan. Başka formuller deneyeceğim.

———————————–

20 Şubat 2012

Ev yapımı deterjanlardan sonra, şimdi de ev yapımı şampuan denemesine başladım. Kendim için zeytinyağlı sabuna geçmiştim kısa bir süredir. Ama saçlarım biraz sertleşti ve matlaştı. Barış için ise hala göz yakmayan bebe şampuanı kullanıyordum haftada bir 1 fındık büyüklüğünde. Daha iyi sonuç için bu ev yapımı şampuanı denemeyebaşladım. Bir süre kendimde test edip eğer başarılı olursa Barış içinde kullanacağım.

Erkan Şamcı’nın tarifini alıp biraz kendime göre değiştirdim.

  • yarım bardak zeytinyağlı sabun rendesi
  • 5-6 damla lavanta yağı (benim lavanta kokusuna allerjim olduğu için limon yağı koydum)
  • 2 yemek kaşıyo portakal suyu
  • ısırgan otu ve papatya
  • 1 tatlı kaşığı karbonat
  • 2 bardak su

Bir tencere içinde kaynayan 2 bardak içme suyuna sabunu rendeleyin, eridikten sonra kapatın . Biraz soğuyunca 5-6 damla lavanta yağı veya limon yağını dökün. 2 yemek kaşığı portakal suyunu da ekleyin. Biraz ısırgan otuyla papatyayı demleyin onunda suyundan biraz ekleyin karışıma. Hepsini karıştırın şampuan hazır.

Durulama suyu için 1 bardak içme suyuna 2 çorba kaşığı elma sirkesi yaparsanız saçlarınız hem arınır hemde parlar.  iyice durularsanız koku falan da olmuyor merak etmeyin.

Yıkandıktan sonra tatlı bir limon kokusu vardı saçlarımda. Kesinlikle daha parlak (sanırım sirkenin etkisi) ve sabuna nisbeten daha yumuşak oldu. şapuan kadar köpürmesini beklemeyin. Köpük köpük yıkamak kadar temizlik hissi vermesede saç derisinin sağlığı ve kimyasallardan arınmanın verdiği rahatlık bence çok daha iyi 🙂

 

Posted in  Günlük   No Comments »

Suçiçeği raporu

February 8th, 2012

ilk günler hiç sorunumuz yoktu sadece kabarcıklar vardı. Suçiçeği 3. gün ve 4. gün en şiddetli günlerini yaşadı. En çok o günlerde döküntü oldu ve hafif ateş yaptı. 4. gün saat 3 e kadar halsizlik ve iştah kaybı vardı. Öğlen uyuyup uyandıktan sonra oda bitti. Bir dahada ne ateş ne halsizlik nede iştah kaybı olmadı.  Kabarcıklarda 4. günden sonra çıkmadılar. Şimdi kabukların düşme sürecindeyiz.  Benim anladığım suçiçeğinde kabarcıklar çıktıktan sonra 3. veya 4. gün zor geçiyor onun dışında çok da sıkıntı veren bir hastalık değil. Barış yaralarıyla oynamayan, kabuklarını yolmayan bir çocuk olduğu için mikropta kapmadı kabarcıklar.

Aferin oğluma :))

Tedavi yöntemleri: Hergün yulafla banyo yaptık, kaşınan yerler losyon sürdük. Ateşini çıktığı 3. günün akşamı  ateş düşürücü verdim ( ki keşke onuda vermeseydim) 3. ve 4. gün gece yatmadan önce kaşıntı için şurup verdim. Bu şuruplarda pek işe yaramıyorlar. en etkili tedavi ılık su ile yulaf banyosu. Hala her akşam banyo yapmaya devam ediyoruz. Akşam saatlerinde kaşıntı başlıyo banyodan sonra geçiyor ve rahat uyuyor.

Posted in  Günlük   No Comments »

Suçiçeği 3. gün

February 3rd, 2012

Bugün 3. günümüz. Genel durumunda hala bir değişiklik yok. Aman nazar deymesin ne ateş, ne halsizlik, iştah kaybı hiçbiri yok. Sadece kabarcıklar. Bugün sabah oldukça fazla kabarcıkla uyandık. Biraz endişelenip amerikan hastanesinde doktorumuzu aradık. Berkan beye durumu anlattım. Bana ” kabarcıkların sayısı önemli değil. Önemli olan ateş, halsizlik ve iştah kaybının olmaması. Bunlar yoksa hafif atlatıyor deriz. Bu durumda sizinki gayet iyi gidiyor.” dedi. Aman maşallah diyelim şimdilik endişelenecek birşey yok. Umarım bu kadarla atlatırız. Kabarcıkları belgeledim ki daha sonra nasıldı diye hatırlamaya çalışmayayım.

Posted in  Günlük   1 Comment »

Hoş geldin suçiçeği

February 1st, 2012

Bugün Barış ile okula gittik saat 11 gibi. Bir kaç gündür kar var diye gidememiştik bugün bir ziyaret edelim dedik. Orada farkettim alnındaki minik kabarcığı. Önemsemedim. Sonra sırtına elimi atıp sırtında da 3 tane kabarcık görünce müdüre hanıma gösterdim.  Suçiçeği dedi. hatta okulda 10 gün önce bir çocuk suçiçeği olmuş. Hadi bakalım sevinim mi üzülüm mi şaşırdım. Her halde bana deli demiştir öğretmenlerle müdüre hanım. Bir yandan sırıtıyorum diğer yandan endişeleniyorum. 3 yaşında ve aşısı yok.  Ağır mı geçirecek yoksa hafif mi ? Erken yaşta olması daha hafif geçirmesini sağlarmış.

Şimdilik kabarcıklar hariç hiç bişeyi yok. İştah yerinde, ateş yok, halsizlik yok, keyfi yerinde. Bakalım önümüzdeki günler ne gösterecek.

Posted in  Günlük   No Comments »