Peki böyle acır mı ?

Dün Barış, ben ve Yıldıray Bostancı sahile gittik. Bahar havası vardı. Barış bol bol koştu çimenlerde. Bir ara biraz uzağımızda oynarken bir ağacın yanına gidip birşeyler yaptığını gördüm. Yanına gidip bakınca, yerden bulduğu bir parça dal ile ağacın üzerini kazımaya çalıştığını gördüm. “Oğlum ne yapıyorsun” dedim. “Ağacın kabuğunu çiziyorum” dedi. ” Ama onun canı yanar.” deydiysemde yapmaya devam etti. Bende elindeki dalı alıp “bak şimdi” diyip elinin üstünde dalı hafif çe bastırarak gezdirdim. ” acıdı mı ? sen ağacın kabuğunu kazırsan onunda canı yanar” dedim. Durdu, sonra ağaca  bir iki kere dal ile vurdu. Sonra dalı alıp eline vurdu. “uf acıdı. Ağacında canı acır mı vurursam.” dedi. Ben acır diyince de dalı attı elinden. Sonra yerde tek tük çıkmış minik çiçeklere baktık. Çok sevdi çiçekleri ama kopardı bir tanesini. Ben üzülünce de şaşırdı. Sonrada gitti sarı başka bir çiçeği inceledi ama sonra bilerek üzerine bastı. Daha da üzüldüm.

Empati kurmayı iyi beceren bir çocuk Barış. Kedilerle köpeklerle konuşur, onların canını yakmaz. Ama aynı hassasiyeti doğadaki her canlıya göstermesi için biraz daha uğraşmam gerekecek. Keşke daha çok doğa ile iç içe olabilsek ozaman benim öğretmeme gerek kalmaz. Bir bitkinin büyümesine tanık olduğunda onunda kendi gibi bir canlı olduğunu kendi gözleri ile görür. Belki de birlikte saksıya bir tohum ekip onu her gün sulayarak böyle bir girişimde bulunabilirim.

Hadi bakalım. Balkonumuzda elma ağacı büyütmeyi başarsak ne güzel olurdu :))

This entry was posted on Monday, February 27th, 2012 at 13:05 and is filed under Günlük. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.