Archive for May, 2014

Kocayayla da çadır keyfi

May 6th, 2014

Geçen yaz kısacık bir karavan macerası yaÅŸamıştık. O kadar hoÅŸumuza gitti ki acaba daha da ileri gidip “çadır da kalabilir miyiz ?” diye düşündürttü bize. Ben zaten, hep bir imrenme ile “Kampa gidelim mi baba ?” gurubunu takip ediyordum. Ama yapabileceÄŸimize emin deÄŸildik. Karavan o kadar çok keyif verince ” yaparız bee..” diye pek bi gaza geldik.

Başlangıç seviyesinde bir kamp olan koca yaylayı gözüme kestirdim. Araba ile gidiliyor olması, Sadece 1 gece kalınıyor ve kamp kurulacak yere araba ile gidiliyor olması artılarıydı kampın. Baktık yapamıyoruz geri döneriz ne yapalım diye düşünüyordum.

Kamp günü yaklaÅŸtıkça bende bir telaÅŸ baÅŸladı. BaÅŸladım listeler yapmaya. “Aman birÅŸey unutmim,” “rota nasıldı ? “, “ne yiyeceÄŸiz yahuu” diye hop oturdum hop kalktım. Görende 1 aylığına gidiyoruz sanır. Çadır yok, uyku tulumu yok. Neyseki organizasyonda bunlarıda düşünmüşler. Kiralayabiliyorsunuz malzemeleri. Bir çadır, 2 uyku tulumu ve 2 mat kiraladık. Kiralar oldukça uygundu. Çadır 30 TL. Mat ve uyku tulumu adet 20 TL. Organizasyon içinde 40 TL aldılar kiÅŸi başı. Toplam 150 TL ye kampa hazırdık.

Bir gün önce sandviç, börek ve diğer yiyecekleri hazırladım. Pişirmek için çok fazla şey almadık yanımıza. Piknik tüp ve bir çelik tavamız vardı çünkü sadece. Aslında sonradan keşke çorba da yapsaymışım akşam içmek için dedim. orada ısıtır içerdik. Artık bir daha ki sefere

Gece üşürüz korkusu ile battaniler, portatif sandalyeler, çizmeler, bir sürü yedek kıyafet, Yere sermek için örtü ve abartıp yastıkları da aldım .Tam teşekküllüydük . Bu sayede baya konforlu bir uyku uyuduk çadırda.

Sabah 6:00 da kalktım. Kedilerin maması, balıkların yemi kontrol edildi. Son bir kontrolden sonra Barış’ı uyandırdık. O arabada uyumaya devam eder diyorduk ama çok heyecanlıydı ve zınk diye kalktı ayaÄŸa ” hadi kampa gidelim” diye zıplamaya baÅŸladı. 6:30 gibi yola çıktık. Veee 6:40 gibi eve geri dönüp unuttuÄŸumuz ÅŸeyleri alıp  6:45 de bu sefer sahiden  yola çıktık.

Yol keyifliydi. Tam kararlaÅŸtırılan saatte buluÅŸma yerindeydik. Samandere ÅŸelalesinin biraz ilerisinde ÅŸipÅŸirin bir konaklama yerinde saat 10:00 buluÅŸtuk. Köy kahvaltımızı yaptık. Akan suya bol bol taÅŸ attık (Çocukların aktivitesiydi. Durdurmak na mümkün) Gitme zamanı gelince de Barış’ı oradan koparmak zor oldu. “OÄŸlum çadırımızı kurmaya baÅŸka yere gideceÄŸiz” diyince ancak ikna oldu. Çadır sihirli kelime 🙂

Kısa bir toprak yol macerasından sonra (bir ara “araba burada kalırmı ?” korkusu yaÅŸadıktan ve ufak çaplı “la yolların böyle olacağını niye söylemedin?” krizinden sonra. Ki ne bekliyorsa yaylaya çıkarken ÅŸehir çocuÄŸu … otoban olacaktı herhalde) Kamp alanımızı vardık.

O kadar güzeldi ki dilim tutuldu. Koskocaman bu zamana kadar görmediğim büyüklükte çam ağaçlarından bahsediyorum. Dört bir taraftan duvar gibi çevrelemişler küçük bir ovayı. Minik minik dereler akıyor yanlardan. Kuşların ve rüzgarın sesinden başka hiç ses yok. Huzur işte budur dedim daha o dakika.

Ortamı görünce Yıldıray’ın içindeki doÄŸa insanı çıkı verdi kafesinden. Bir anda endiÅŸeler, korkular silindi. Alpay OÄŸuÅŸ’un önderliÄŸinde yarım saat içinde çadırları kurup yerleÅŸmiÅŸtik bile. Daha 15 dk. geçmeden barış derelerden birine girip yüzmeye karar verdi. Hava 15-16 derece, su bildiÄŸin daÄŸdan inen su, buz gibi. Benim hemen Türk anası damarım kabardı. “yapma etme” demeye baÅŸlamıştım ki Alpay gelip “karışma” diye uyardı. “Üşümez merak etme.” Ama benim bunu idrak etmem yarım günümü aldı. Halbuki gerçekten sırtı ve göğsü çok ıslanmadığı sürece vucut sıcaklığını koruyor. kollar bacaklar ne kadar ıslak olsa da rahatsızlık hissetmiyorsa çocuk (ki hiiç umurunda deÄŸildi Barış’ın) hiç birÅŸey olmuyormuÅŸ. Bunu da öğrendim. Bir adım daha attım doÄŸal annelik konusunda. Alpay kontrol etti. Göğsü ıslak ama sırtı kuruydu “birÅŸey olmaz” dedi. Ben de Barış derede oynarken kayaya çarpıp aÄŸlayıncaya kadar karışmadım. Sonra anadan uryan soyup çadıra gittik.

Bu üşüme olayına alışmam yarım günümü aldı. Baya savaÅŸ verdim içimde. Vee doÄŸa kazandı. Bir daha ki kampta “saldım çayıra mevlam kayıra” felsefesi ile hareket edeceÄŸim.

Yaklaşık 1 saat sonra yürüyüşe çıktık. BaÅŸta normal yoldan laylaylom baÅŸlayan yürüyüş, minik göl, yayla evleri  ve çayırdan yuvarlanmaca ile süper eÄŸlenceli devam etti. Sonrasında “maceralı yol mu yoksa sıradan yol mu ” sorusu ile hepimizin “maceraaaa” diye cevap vermesi ile çetrefilli bir daÄŸ tepe tırmanışına döndü. Toplam 9 km kadar yürümüşüz. Dönüştü yorgun ama garip bir ÅŸekilde dinçtim.

Yemek yapıp yedik. Biraz dinlendik. Sonra gece ateÅŸ başında mısır patlattık. AteÅŸten sıçrayan minik közler beni bulup iki kere beni de közledikten sonra bütün çocuklar ufak ufak uyku moduna girdi. Barış saat 9 da “anne uykum geldi” dedi ve çadıra gittik. Ben Barış ile birlikte yattım. Yıldıray 12 ye kadar ateÅŸ başı muhabbeti yaptı. Barış ve Yıldo oldukça keyifli uyudular. Ben biraz üşüdüm ama sanırım oda psikolojikdi 🙂

Ertesi gün hafif yağmurlu bir havaya uyandık. Kuşlar öyle güzel şarkı söylüyorlardı ki ukudamıyım uyanık mı karar veremedim. Meğer 4 Mayıs, Pazar sabahı “Uluslararası Şafak Korosu Günü” müş. O gün özellikle insanlar kuş seslerini dinlemek için toplanacaklarmış. Biz tesadüf eseri bu koronun en güçlü ve güzel olduğu yere gelmişiz. Bir mucize daha işte..

Barış’ın uyandığında bir yanında babası, bir yanında ben, dip dibe uyanmak çok hoÅŸuna gitti. DoÄŸrusu benim de 🙂 YaÄŸmur havayı biraz daha serinletmiÅŸti ama hazırlıklıydık. YaÄŸmurlukları, polarları giydik ve sıkı bir kahvaltıdan sonra tekra yürüyüşe çıktık. Bu sefer direk daÄŸ yürüyüşüne çıktık. Çok keyifliydi. Dönüş yolunda kaybolmuÅŸuz gibi yapıp çocuklara “hadi yolu siz” bulun dediÄŸimizde. Çok keyfilenip birden organize oldular. Önden tartışarak ama uyum içinde bize yolu gösterdiler. Kampı gördüğümüzde çocukların sevinçleri ayrı bir keyifti. YaÄŸmur saat 12 ye kadar dinmeyince çadırlar ufak ufak toplanmaya baÅŸladı. Biz de öğlen yemeÄŸimizi yiyip çadırı toplamaya baÅŸladık. Tam yaÄŸmur kesilir gibi olduÄŸunda bir doÄŸa mucizesine ÅŸahit oldum. Koca çamların üzerinden büyük bir hızla bir bulup çamları aÅŸarak üzerimize öyle hızlı indi ki ben “aa yangın çıktı bir yerde galiba” diye bağırdım. Tecrübeli kampçılar baya bir güldü benim o halime. MüthiÅŸ güzel bir manzaraydı.

Hava muhalefeti yüzünden tahminimizden erken bitti ama çoook keyif aldık. 2-3 hafta sonra tekrarlamaya karar verdil. Hatta kendi çadırımızı satın alma planları yapıyoruz. Biz bu işi çok sevdik.

Posted in  Günlük   1 Comment »