‘Sağlık’ Kategorisinin Arşivi

Ateş dost mu, düşman mı?

November 15th, 2012

http://beslenmebulteni.com web sitesi Ateş ve havale ile ilgili harika bir yazı yayınlamış. Kaybetmemek için burada da yayınlamak istedim.

Bebeklik ve çocukluk çağında anne ve babaları en çok endişelendiren, korkutan hastalık belirtilerinin başında “ateş” geliyor. Acaba ateş gerçekten de sanıldığı kadar korkulacak bir durum mu? Bültenimizin bu sayısında editörümüz Prof. Dr. Ahmet Aydın ateş konusunu inceliyor.

Ateş dost mu, düşman mı?

Yaşamsal fonksiyonların yerine getirilebilmesi vücudumuzun belli bir sıcaklıkta olması gerekiyor. Beyindeki hipotalamus aracılığı ile insanlar iç vücut sıcaklıklarını çok iyi kontrol ediyor ve normal koşullar altında dış ortamın sıcaklığından fazla etkilenmiyorlar. Hipotalamus, tıpkı bir termostat gibi görev yaparak vücut ısısını soğuğa ya da sıcağa karşı dengeliyor.

Bu sıcaklık nispeten sabit olup dil altından yapılan ölçümlere göre sabah 6.00’da 37.2oC ile ikindileyin 16.00’da 37.7 oC arasında değişiyor. Çeşitli patolojik nedenlere bağlı olarak hipotalamus vücut ısısını daha yüksek dereceye ayarladığında vücut sıcaklığı oluşuyor. Vücut sıcaklığının bu belirtilen değerlerin üzerinde olmasına ateş yüksekliği veya kısaca ateş deniyor. Çocukların normal vücut sıcaklığı erişkinlerden gör biraz daha yüksek. Sıcak yemek yemek, egzersiz yapmak, havanın sıcak olması ateşi 1 derece kadar yükseltebiliyor.

Dil altından ölçülen vücut ısısı makattan ölçülen sıcaklıktan 0.6 oC derece daha düşük, koltukaltı ısıdan ise 0.4 oC derece daha yüksek.

Bebeklik ve çocukluk çağında anne ve babaları en çok endişelendiren, korkutan hastalık belirtilerinin başında “ateş” geliyor. Acaba ateş gerçekten de sanıldığı kadar korkulacak bir durum mu? Bunu anlamak için ateşin niçin yükseldiğini bilmek gerekiyor.

Ateşin belli başlı iki görevi var;

Bağışıklık sistemini uyarmak
Saldırgan mikroplara dünyayı dar etmek
Herhangi bir mikrop vücudumuza saldırdığında ön cephede savaşan ve makrofaj (büyük yiyiciler) denilen hücreler tarafından yutulur. Makrofajlar daha sonar diğer bağışıklık hücrelerini uyararak interlökin-1 (İL-1) denilen bir ateş yapıcı (pirojen) maddenin sentezlenmesine neden olurlar.

İL-1 ya da diğer pirojenler ve proteinler kana salgılandıklarında hipotalamus ateş merkezine giderler. Hipotalamus Il-1 ve diğer pirojenler ile temasa geçtiğinde 37oC’nin yeterli olmadığını anlar ve ateşi yükseltir. Hipotalamus prostoglandin2 (PGE2) denilen bir kimyasal üretir ve PGE2 ateş eşiğini 37oC’nin üzerine çıkartır.

Vücudumuz ateşi çeşitli mekanizmalarla yükseltiyor;

Titreme
Tiroid uyarıcı hormonun uyarılması
Damarların büzüşmesi (bu sırada eller ve ayaklar soğur)
Tüylerin diken diken olması (piloereksiyon): bu sırada terleme durur. Terleme vücudun soğutma mekanizmalarından biridir.
Ateşin faydaları

Antikor üretimini artırmak
Akyuvar sayısını artırmak (beyaz küre, lökositler, iyi çocuklar). Bunlar düşmanla çarpışan askerlerdir.
İnterferon salgısı artırmak: İnterferon virüslerin hücrelere saldırmasına engel olur.
Bakterilerin demirle beslenmesini engellemek
Mikropların üremesini yavaşlatmak. Yani ateş mikropların düşmanıdır, ateşi düşürmek ise mikroplara dans ettirir. Solunum yolu enfeksiyonlarının öncelikle burunu tutması, burunun vücudun en soğuk yerlerinden biri olmasıdır.
39oC civarı ateş, mikroplara karşı savunmada optimal derecedir. Bu civardaki ateş vücudu çabuk iyileştirir. Ateş sırasında bağırsak hareketleri yavaşlar. Bu nedenle hastaya fazla yemek yedirilmesi doğru değildir. Aç kalmak ya da tavuk suyu çorbası gibi bir hafif yemek uygun olur. İstirahat, yapılan tedaviye yardımcı olacaktır. Enfeksiyon sırasında iş yapmak bağışıklık sisteminin çalışmasında kullanılan enerjinin azalmasına neden olur.

Özetle söyleyecek olursak ateş hastalığın sadece bir parçasıdır ve çoğu zaman da düşman değil, dosttur. Üstelik ateşin derecesi ile hastalığın şiddeti arasında birebir bir ilişki yoktur. Örneğin ateşi çok yüksek olan bir çocuk oyun oynamaya devam ederken ateşin normal hatta düşük olduğu çocuklar çok hasta görünebilirler.

Ateş nedenleri

Ateşin birçok nedeni var. Ama çok büyük bir bölümünün nedeni enfeksiyonlar. Çocuklar hayatlarının ilk beş-altı yılında ve ilkokula başladıklarında çok sık virüs enfeksiyonlarına bağlı ateşli hastalık geçirebiliyor. Savunma sistemleri normal olduğu sürece her hafif geçirilen enfeksiyon onların bağışıklık sistemlerini daha da güçlendiriyor.

Diğer ateş nedenleri şunlardır;

Romatizmal hastalıklar
İlaçlar (antihistaminikler, antibiyotikler, hatta aspirin gibi ateş düşürücüler!)
Aşılar
Dehidratasyon
Diş çıkartma?
Tümörler
Transfüzyon reaksiyonları
Ateş sırasında karbonhidrat metabolizması yavaşlar, protein ve yağ yıkımı artar. Bunun manası ateş sırasında iştahın azalmasının faydalı olduğudur. Bu nedenle anneler çocuklarını yemeye zorlamamalı. Ama su içmelerini teşvik etmelidir. Zaten iyileştikçe onların iştahı artacak, hastalık sonlanır sonlanmaz kaybettikleri kiloları alacaklardır.

Ateş zarar verir mi?

Ateş 41°C’nin üzerine çıkarsa (ki çok nadir bir durumdur) beyine zarar verebiliyor. Gerçi sağlıklı bir çocukta çok yüksek ateşin bile beyin hasarına sebep olma olasılığı çok düşük.

Ateş havale yapar mı?

Ateşli bir çocukta anne babaların en büyük korkusu çocuğun ateşe bağlı havale geçirmesidir. Ateşli havaleler ateş menenjit gibi bilinen ciddi bir enfeksiyon hastalığına bağlı değildir. Daha doğrusu genellikle ateşin bilinen bir nedeni yoktur ya da hafif bir üst solunum yolu enfeksiyonu vardır. Çocuğun zekası ve motor gelişmesi normaldir. Popülasyonun %4-5’inde görülür. Genellikle ailede aynı tarzda hastalar vardır. 6 aydan önce ve 6 yaştan sonra görülen havaleler ateşli bile olsa ateşli havale kategorisine sokulmaz.

Ateşin havalenin ortaya çıkışındaki rolü kanıtlanamamıştır. Havale çoğu zaman ateş yükselirken geçirilirken bazen de ateş düşerken geçirilir. Belki de ateşi bir neden değil, havaleye eşlik eden bir bulgu gibi kabul etmek gerekir. Bazen çocuk çok yüksek ateşte havale geçirmezken aynı çocuk hafif ateşlerde bile havale geçirebilir.

Havale geçiren çocuğun gözleri döner, yüzü morarır, ağzı köpükle dolar, kollar ve bacakları kasılır ve titrer.

Basit ateşli nöbetler 15 dakikadan fazla sürmez. Havalenin süresi genellikle 1-5 dakikadır. Nöbet sırasında solunum yolu açılır.

Nöbet sırasında fenobarbital ya da rektal diazepam kullanılabilir. Fakat hasta hekime geldiğinde nöbet çoğu kez sonlandığı için tedaviye gerek kalmaz. Bu surumda ebeveynin sakin olması ve çocuğun ağzını temizlemesi ve kustuğunu yutmaması için yan çevirmesi gerekir. Solunum yolu açık olduğu sürece tehlike yoktur. Etrafta çocuğun çarpabileceği sivri cisimler ortadan kaldırılır.

Bu arada kasılan çocuğun bağlanması son derce zararlı.

Havale geçiren çocukların üçte birinde havaleler tekrarlar. Fakat basit ateşli havaleler epilepsiye dönüşmez. Bu nedenle koruyucu tedaviye gerek yoktur. Daha önce havale geçiren çocuğa ateşlendiği zamanlarda, koruyucu olarak makattan diazepam verilmesi havaleyi önleyebilir. Havaleden sonra EEG çektirmek gereksizdir.

Kompleks ateşli havaleler: Nöbetler 15 dakikadan fazla sürer. Taraf tutan nörolojik işaretler ortaya çıkabilir. %10 oranında epilepsiye dönebilir. Bu nedenle koruyucu ilaç tedavisi gerekebilir.

Ateş sırasında çocuk nasıl giydirilmelidir?
Birçok hekime göre ateşli bir çocuk, ateşin daha fazla yükselmesine neden olabileceğinden, soyulmalı ya da çok hafif kıyafetler giydirilmelidir. Acaba bu tavır ne kadar doğrudur?

Bizce her çocuğu soymak ya da hafif giysiler giydirmek doğru değildir. Eğer çocuk soluk görünüyorsa, titriyorsa üşüyorum diyorsa vücut ateşi yükseltmek istiyor demektir. Yani termostatın eşik değerine ulaşılmamıştır. Bu durumda çocuğun üstünü açmak doğru değildir.

Eğer çocuk terliyorsa ya da sıcaktan rahatsız olduğunu söylüyorsa üstünü açın ve hafif giysiler giydirin. Büyük çocuklar ise nasıl istiyorlarsa öyle giyinebilirler.

Soğuk tatbikat

Çok sayıda hekim ve ebeveyn çocuğun ateşini düşürmek için alın, şakaklar, koltukaltı, kasıklar ve bacak arkalarına sık sık ıslak ve ılık kompres uygularlar. Nadiren bazıları soğuk su ve alkol de uygularlar.

Soğuk su ve alkol uygulamak son derece zararlıdır. Islak ve ılık kompresler ise ebeveynleri rahatlatabilir ama çocuğa faydalı olmayıp zarar da verirler. Vücut sıcaklığı soğuk tatbikat ile termostatın eşik değerinin altına düşürülürse kısa bir süre sonra titreme ile birlikte ateş tekrar yükselecektir. Çok sayıda araştırma soğuk tatbikat yaparak ateşin düşürülmesinin zararlı olduğunu göstermiştir (1-6).

Ateş düşürücüler

Peki termostatın eşik değeri ilaçlarla düşürülebilir mi? Evet ateş düşürücüler termostatın yükselmiş olan eşik değerini normale getirmeye çalışırlar.

En çok kullanılan ateş düşürücüler şunlardır;

Parasetamol: Ateş düşürücü ve ağrı kesicidir, iltihabı azaltan etkisi yoktur. En çok kullanılan ateş düşürücüdür. Eğer parasetamol kullanılacaksa 4 saatten daha kısa aralıkla vermek doğru değildir. Çünkü karaciğere hasar verebilirler. Mesela parasetamol glutatyon sentezini azaltır (Glutatyon vücudun en önemli antioksidanıdır) ve hastalığın uzamasına neden olur. Çocuk uyuyorsa ateş düşürücü saati geldi diye uyandırılmamalıdır.
Ibuprofen: Bu ilacın ateş düşürücü ve ağrı kesici etkisi olduğu gibi iltihabı azaltan etkisi vardır. Mide şikayetlerine neden olur.
Aspirin: Bu ilacın ateş düşürücü, ağrı kesici ve iltihabı azaltan etkisi vardır. Aspirinin çok nadir de olsa koma ve ölüme neden olabilen Reye sendromu yapma olasılığı vardır. Bu nedenle çocukluk çağında ateş düşürücü olarak kullanılmaz.
Ateş düşürücü kullanmak doğru mudur?

Ateş enfeksiyonların düzelmesine yardımcı olduğuna göre ateş düşürücü vermek prensip olarak yanlıştır. Üstelik ateş düşürücülerin çok sayıda yan etkisi de vardır. Ama ciddi bir ağrı ateşe eşlik ediyorsa ateş düşürücü kullanılabilir (ateş düşürücüler aynı zamanda ağrı kesicidir).

Ateş düşürücüler hastalık süresini kısaltır mı?

Tam tersine ateş düşürücüler hastalık süresini uzatabilir. Mesela bir araştırmada ateş düşürücü alan gripli hastalarda hastalık 8.8 gün sürerken, ateş düşürücü almayanlarda bu süre 5.3 gün olarak bulunmuş (7).

Başka bir araştırmada Ateş düşürücülerin suçiçeğinin süresini artırdığı görülmüştür (8).

Hekim, hemşire ve ebeveynlerin ateş hakkındaki görüşleri nelerdir?

İsrailli bir grup araştırıcı 2000’in üzerindeki hekim, hemşire ve ebeveyn üzerinde bir anket yaparak şu sonuçlara ulaşmışlar (9).

Ebeveynlerin ancak %43’ü 37-38oC arasındaki ateşin faydalı olduğunu söylemiş. Bu oran hekimlerde %86 ve hemşirelerde%64 imiş.

Ebeveynlerin çoğu başka bir belirti olmasa bile 37-38C arasındaki ateşi düşürdüklerini söylemişler. Hekimlerde bu oran %11 imiş.

Türkiye’de 238 ateşli hastanın ebeveynleri ile yapılan bir araştırmada çocukların %86.1’ine hastaneye gelmeden önce ateş düşürücü bir işlem uygulandığı belirlenmiş (10). Ailelerin %44.5’i ateşi düşürmenin doğrudan hastalığı da iyileştirmek demek olduğunu, sadece ateşi düşüremediği için hastaneye geldiği, hatta düşürmek için kolonya, alkol ve sirkeli su gibi yöntemleri sıklıkla uyguladıklarını belirtmişlerdir. Ebeveynlerin ateşe ait bilgi düzeyi değerlendirildiğinde anne mesleği, eğitim düzeyi ve yaşı arasında ilişki gözlenmemiş.

Ne zaman doktoru aramalı?

Yenidoğan bebekler: hasta görünsünler görünmesinler eğer ateşleri >38.5C ise. (Doktora götürene kadar emzirmeye devam edilmesi gerekiyor).
1-3 ay arasındaki çocuklar: >38.5oC ise ve hasta görünüyorsa.
3ay-3yaş: 1-3 ay arasındaki çocuklar: >39oC ise ve hasta görünüyorsa.
>40oC’üzerinde ise her yaş ve her durumda.
Hasta yukarıdaki dört kategoriye de girmiyorlarsa sadece sıvı alımı artırılır ve çocuk istirahat ettirilir. Zaten çocuk da oynamak istemez.

• Ateşle beraber çocuğunuzda susturulamayan sürekli ağlama, sürekli uyuklama hali, bilinç bulanıklığı ve sayıklama, ateşle beraber vücutta kızarıklık bulguları varsa,
• Ateş 3 günden daha uzun sürmüşse,
• Ateşle beraber nefes darlığı, kulak ağrısı, boğaz ağrısı, ense sertliği, sık idrara çıkma, idrar renginde değişiklik, karın ağrısı, kusma, ishal, eklemlerde kızarıklık, ağrı ve şişme mevcut ise, çocuğunuzu mutlaka doktora götürmelisiniz.

Ateş Nasıl Ölçülür? (http://pediatrist.blogcu.com/ates-nasil-olculur/6147158)

Vücut sıcaklığı termometre ile ölçülür. Elle ateşi tahmin etmek güvenilir bir yöntem değildir. Günlük hayatta ateş ölçümü amacıyla klasik cam termometreler, elektronik termometreler, tek kullanımlık kristal termometreler, kulak termometreleri ve kağıt termometreler kullanılmaktadır. Çocuklarda cam termometrelerin vücut ısısı ölçümü amacı ile kullanılması artık önerilmemektedir. AAP (Amerikan Pediatri Akademisi) bebek ce çocuklarda cam termometre kullanımını kesinlikle tavsiye etmemekte olup, ABD ve gelişmiş bazı ülkelerde cam termometre kullanımı yasaklanmıştır.

Vücut sıcaklığı ağızdan, koltuk altından, makattan, kulaktan ve ciltten ölçülebilir.

Makattan (Rektal) Ölçüm

Vücut sıcaklığının ölçülmesinde altın standart olarak kabul edilen vücut bölgesidir. Makattan ölçüm için dijital termometreler kullanılabilir. Termometrenin temiz olduğundan emin olunmalıdır. Alkol ile temizlenmelidir. Çocuğun kalçası yukarıda tutularak kucağa yatırılır ve hareket etmemesi sağlayacak şekilde tutulur. Dijital termometre ucu vazelin veya jel ile yağlanır ve çocuğun makadının içine 1.5-2 cm kadar nazik bir şekilde ilerletilir. En az 3 dk süre ile makat içinde kalması sağlanır. Dijital termometre ötene kadar tutulur. Normal rektal vücut sıcaklığı 36.6-38oC arasında değişir. Rektal bölge kas dokusu ile çevrili olduğundan, vücut iç sıcaklığındaki artış veya azalmanın bu bölgeye yansıması zaman alır. Makatta dışkının bulunması rektal ölçümü etkileyebilir. Ölçüm sırasında bebeğin kalçası iyi sabitlenmez ise zedelenmelere yol açabilmektedir. Son zamanlarda rektal ölçüm çocuklarda da özel durumlar dışında önerilmemeye başlandı.

Koltuk Altı ölçüm (Aksiller)

Dijital termometre alkol veya temiz su ile temizlendikten sonra ucu koltuk altına gelecek şekilde yerleştirilir. Burada en az 3 dakika kalmalıdır. Koltuk altı ölçümde normal değerler 34.7-37.3 oC arasında değişmektedir. Koltuk altı ölçümün herhangi bir sakıncası yoktur. Yenidoğan dönemi de dahil olmak üzere tüm yaş gruplarında önerilir.

Ağızdan Ölçüm

Termometrenin ağız içinde tutulması gerektiğinden 5 yaşından küçüklerde bu ölçüm tekniği genellikle başarısız olmaktadır. Ağızdan ölçüm için dijital termometreler kullanılır. Termometre dilin altına yerleştirilir ve burada 3 dakika tutulur. Eğer çocuk sıcak veya soğuk bir şey yemiş ise ateş ölçümü 10 dakika bekledikten sonra yapılmalıdır. Ağızdan ölçümde normal vücut sıcaklığı 35.5oC ile 37.5oC arasındadır. Ağızdan ölçüm küçük çocuklarda tercih edilmez. Çünkü termometrenin dilaltında bekletilmesi zordur.

Kulaktan (Timpanik) Ölçümü

Timpanik infrared termometreler kulak zarından salınan termal radyasyonu tespit etme ilkesi ile çalışır. Bu yöntem vücut kor sıcaklığını yansıtmada duyarlı bir yöntemdir. Hızlı bir ölçüm sağlamakla birlikte kulak termometreleri diğer termometrelerden daha pahalıdır. 6 yaşın altında güvenilirliği sınırlıdır. Küçük çocuklarda dış kulak yolu S şeklinde ve kavisli olduğundan termometre ucu kulak zarını göremez ise hatalı ölçüm yapar. Bu nedenle 2 yaş altındaki çocuklarda kulaktan ölçüm önerilmez. Ayrıca diş kulak yolu salgıları (buşon) nedeni ile tıkanmalarda zarı göremez ve okuyamaz. Kulaktan ölçümde normal vücut sıcaklığı 35.8-38o C arasında değişir.

KAYNAKLAR

Purssell E.Physical treatment of fever.Arch Dis Child.2000;82(3):238-9.
Newman J. Evaluation of sponging to reduce body temperature in febrile children. Can Med Assoc J. 1985 Mar 15;132(6):641–642.
Sharber J. The efficacy of tepid sponge bathing to reduce fever in young children. Am J Emerg Med. 1997 Mar;15(2):188–192.
Kinmonth AL, Fulton Y, Campbell MJ. Management of feverish children at home. BMJ. 1992 Nov 7;305(6862):1134–1136.
Mahar AF, Allen SJ, Milligan P, Suthumnirund S, Chotpitayasunondh T, Sabchareon A, Coulter JB. Tepid sponging to reduce temperature in febrile children in a tropical climate. Clin Pediatr (Phila) 1994 Apr;33(4):227–231
Agbolosu NB, Cuevas LE, Milligan P, Broadhead RL, Brewster D, Graham SM. Efficacy of tepid sponging versus paracetamol in reducing temperature in febrile children. Ann Trop Paediatr. 1997 Sep;17(3):283–288.
Plaisance KI, Kudaravalli S, Wasserman SS, Levine MM, Mackowiak PA. Effect of antipyretic therapy on the duration of illness in experimental influenza A, Shigella sonnei, and Rickettsia rickettsii infections.Pharmacotherapy. 2000 Dec;20(12):1417-22.
Sarrell M, Cohen HA, Kahan E. Physicians’, nurses’, and parents’ attitudes to and knowledge about fever in early childhood. Patient Educ Couns. 2002;46(1):61-5.
Eliaçık K, Kanık A, Oyman G, Rastgel H, Güngör S, Anıl M, Helvacı M, Bakiler AR. Ebeveynlerin Ateş Hakkındaki Bilgi, İnanış ve Yanlış Uygulamaları. Adnan Menderes Tıp fakültesi Dergisi. 2012: 13 ( 1): 5-7
White LB, SMavor S. http://www.whale.to/vaccine/white.html

Posted in  Sağlık   No Comments »

2 Yaş sendromu ve fazla enerji

January 17th, 2011

Bugün Barışın gelişimi açısından önemli bir kaç soruyu profesyonel birilerine danışmak amacı ile anaokulu pedegogu ve öğretmenleri ile toplantı yaptım. Aklımda 2 problem vardı. Birincisi Barış’ın son 15-20 gündür artan hareketliliği, diğeri ise klasik 2 yaş sendromu. 2 yaş sendromu için hepimizin bildiği cevaplar aldım. Ki zaten hem sorunu hemde çözümü bildiğimdem zaten çok da problem yaşamıyoruz. İnatlaşmalar oluyor ama çoğu zaman biz kazanıyoruz. Zaten Kübra hanım ( pedegogumuz) da aynı şeyi söyledi. aşağıda bir kaç maddede topluyorum

  1. bu inatlaşmalar ve hayırlar aslında çocuğun gelişiminin gayet iyi olduğunu gösterir. Bu nedenle buna bir problemmiş gibi yaklaşmayın.
  2. Bunun ne kadar kısa süreceği sizin ne kadar kararlı ve tutarlı olduğunuza bağlıdır. Eğer çocuk inat ettiği şeyde haksızsa hiç taviz vermeyin. Kararlı olun. Sakin bir sesle durumu ona anlatın. Eğer başka ihtimalle varsa onları sunun ama bazen inat durumu aşırıya kaçıyor ve ağlamalar dahada şiddetleniyorsa onunla hiç ilgilenmeyip kendi işinize bakın. Önemli olan hayatta bazen her istediğimiz elde edemeyeceğimizi öğrenmesi. Bu yaşlarda bunu öğrenmeye başlaması ileriki dönemlerde zorlanmamasını sağlar.
  3. Ama kararlı olmak dediğim dedik demek değildir. ilk önce çocuğunuzu dinleyin. Eğer istediği şey gerçekten mantıksızsa ozaman inadında kazanan siz olun.
  4. Eğer bu inat durumu dahada dozundan çıkıyorsa ve çocuk daha da şiddetli ağlıyorsa son çare olarak ışıkların açık olduğu çocuğun korkmayacağı bir yerde ( ki ben kendi odasına götürüyorum ) kapı açık olarak götürüp bir kere daha sakin bir sesle neden hayır dediğinizi anlatın. Sonra eğer ağlamaya devam edecekse bırakın ağlasın. Siz odadan çıkın. Ağladığı sürece odasında kalacak ama susarsa yanınıza gelmesi için izin verin. Sakinleştiğinde kapris yapmayın .aksine ödül olarak onunla gülümseyerek konuşun. Başka bir konuya dikkatini çekin.
  5. Eğer biraz daha büyük olsalardı gece yatmadan önce gün içinde yaptığı olumsuz davranışları tekrar dile getirip şöyle bir konuşma öneriridim ama daha küçük dedi . “Seni çok seviyorum. bugün yaptığımız şeylerden biraz konuşalım. Bugün şu … davranışı yaptığın zaman ben çok üzüldüm. Bunu bir daha yapmazsan ben daha mutlu olurum. ” diyin dedi. Ama daha küçükmüş bunun için.

Bizimkinin hem evde hemde anaokulunda aşırı hareketli ve yaramaz oluşuna ise cevabı şuydu.

Ben “acaba yanlış birşey mi yapıyorum. yada acaba az mı ilgi gösteriyorum.” diye başladım. Kübra hanımda cevaben şunları söyledi.

Barış sadece evde böyle haylaz olsaydı dediğinzde doğruluk payı olursa ama okulda da artan bir enerji var. Bu yüzden yanlış veya eksik birşey yaptığınızı düşünmüyorum.

Barış enerjisi yüksek bir çocuk. Şu an ilk ergenlik dönemine girdi. Yani bebeklikten çıkıp çocukluğa adım atıyor. Bedenini artık çok daha iyi kullanıyor. Bunun için bedeni ile yapabileceklerini zorluyor. Birde sizin limitinizi test ediyor. Siz ne zaman kızacaksınız. Hangi davranışa nasıl tepki vereceksiniz bunları ölçüyor. Bilerek gözünüzün içine bakarak yaptığı haylazlıklarda sınırı çizme çabası.

Arkadaşlarına yaptığı itme kakmalar ve tokat atmalarda, sizden yanlış mesaj almasından. Yani ben Barış babasına tokat atınca gayri ihtiyari gülünce Barış da tokat atmayı şaka sandı. Oda öğretmenini güldürmek için arkadaşına tokatlayıp itmeye başladı. Ama daha sonra öğretmeni ona anlatınca bir daha yapmamış. Hatta utanıp üzülmüşde.  Bu nedenle Barış şiddet eğilimli çocuk olarak nitelendirilmiyor. Aksine oldukça neşeli ve kibar bir çocukmuş okulda.  Diğerleri sadece ” ssuuuuu” yada ” su verrrr” derken Barış ” öğretmenim su verir misin ” diyor.  Buda hem benim hemde öğretmeninin çok hoşuna gidiyor.

Öğretmeni birde şunları ekledi.  “havaların soğuması ile birlikte artık bahçeye çıkamıyoruz. Orada koşup enerjisini atamıyor. E sınıfda da yeteri kadar koşup oynayamıyor. Oyun saatlerimizde koşmasına izin var ama diğer çocuklara 1 saat yeterken Barışa yetmiyor.  Baharın gelmesi ile tekrar enerjisini atacak. Ama siz bu arada evde daha çok koşması ve oynaması için çaba sarfedin.” dedi.  Evde oadadna odaya koşmaca oynuyoruz ama benim dilim bi karış dışarı çıkıyor. E babada işten yorgun geliyor. Ama napalım artık eve bi koşu bandı alacağız galiba 😛

Posted in  Sağlık   1 Comment »

diş :)

July 20th, 2009

Diş çıkardım been 3 tane çıktı. Diğeri de yolda. Yaklaşık 1 hafta önce annem gördü alttan bi dişi. Sonra iki güne kalmadı bi baktıki üst ortanın yanından da bi tane çıkmış. Hemde kocaman. Şaşırdı baya. Doktor amcayada gösterdi. Doktor amca ” Aslında sıralama alt ortalar, üst ortalar sonra yanlarıdır. Ama bazen böyle sıralama bozulabilir.” dedi. Bide üstüne bana “vampir” diyede isim taktı 😛 Şimdi üst ortalarda tık yok ama üstte diğer yandaki de patlıyo. Üstler ve alt ortalar çıkınca tam hakkikaten vampir gibi olcam 🙂 Neyseki sorun yaşamıyorum diş çıkarırken. Çok canım yanmıyo yani. Umarım hepsi böyle olur.

Posted in  Sağlık   No Comments »

Atopik cilt

April 5th, 2009

Barış’ın son bir kaç haftadır çeşitli yerlerinde kızarıklık ve döküntüler başlamıştı. Özellikle boynunun altı çok kötü kızarıyor ve canı çok yanıyordu. Ben pişik sanmıştım ama kızarıklık ve döküntüler omuz ve bacaklarda da başlayınca başka birşey olduğunu anladım. Kuzenimin oğlu Arda’da da bu tür şikayetler olduğunu biliyordum. Ona sordum. Oda baktı ve evet Barış’da da Arda’daki gibi aynı kızarıklıklar var dedi. Doktorumuz aynı olduğu için ona önerdiği kremleri kullanmaya başladım. Mustela bir fransız markası. Biz Atopik cilt için özel şampuan ve vücut losyonunu aldık. Yüzü içinde yumuşatıcı bir krem. Yüzü çok hızlı düzeliyor. Vücudu da sanki daha iyi gibi. Cumartesi doktora gideceğiz. Bakalım o ne diyecek.

Posted in  Bakım, Sağlık   No Comments »