4 Ekim

Geçen hafta Barış ın anaokulu müdüresi 4 Ekim Hayvan hakları gününde okulda sunum yapmak isteyip istemeyeceğimi sordu. Ben de seve seve kabul ettim. Pazartesi gece Barış uyuyunca ekteki dosyaları hazırladım. Çocuklara görsel olarak birşeyleri anlatırsam daha çok akıllarında kalır diye düşündüm. Dün bu dökümanları ve melo hanımı da yanıma alarak saat 15:30 da okula gittim. Tam 6 sınıfta ayrı ayrı sunum yaptım. Hem çok eğlenceli hemde çok yorucuydu. Bıcır bıcır çocuklar sorular soruyor arada bir şeyler anlatmaya çalışıyorlardı. Sunumu en fazla 10 dk tuttup sonra hayvanları severken nelere dikkat etmeliyizi anlatıp sıra ile melo kızımı sevmelerine izin verdim. Okulda 80 den fazla çocuk var sadece 1 tanesi hariç hepsi gelip meloyu sevdi. Büyük bir kısmı ilk defa bir kediye dokunuyorlardı. Çok hoşlarına gitti. Sırayı bozup tekrar tekrar öne geçip sevdiler.

Barış 2. girdiğim sınıftaydı. Beni görünce “Bu benim anneeemmm” diye güldü. Geldi öptü sonra arkadaşlarının yanına oturdu tekrar. En uslu sınıf Barışın sınıfıydı. ( Hayret 🙂 10 yerden bitme, bücür 🙂 pür dikkat beni dinlediler. Sonra Barış arkadaşlarına meloyu nasıl sevmeleri gerektiğini gösterdi ustalıkla. “Bu benim kedimm” dedi. ama kıskanmadı sevmelerini seyretti. Sonraki sınıflarda Barışı da yanıma alarak gezdim. Çünkü Barış benden ayrılmak istemedi. Oda benim konu mankenim oldu. “Köpeklerin kafasını işte böyle yavaş yavaş sevmeliyiz” derken bana köpek yavrusu rolünde yardım etti :)) Öğretmenleri ile kıkırdadık bizde.

Her şey çok güzeldi bir tek şey hariç. Öğretmenlerden 2 tanesi hariç hepsi melodan korktu. Hatta son girdiğim sınıftaki öğretmen çocuklara çok kötü örnek oldu. Melonun kafesinin kapağını iyi kapatamamışım. Tam ben çocuklara nasıl sevmeliyizi anlatırken kafesten kafasını çıkardı. Öğretmen çığlığı bastı ve ayağa kalkıp geri sıçradı. E tabi çocuklarda onu görüp korktular. Ben zorla sınıfı sakinleştirdim. Sarışın bir kız çocuğu öğretmen bu tepkiyi verirken tam yanındaydı. İşte bir tek o kız meloyu sevemedi. çok korktu. Ben öğretmeni çok ciddi fırçaladım. ” Sen çocuklara örnek olacağın yerde, bağırıp çığlık atıyorsun. Yanlış mesaj verdin korkuttun çocukları” dedim. Hanım efendi kızdı bana böyle dedim yiye. “Korkmadım ben.” diye kendini savundu. Olayı uzatmadım ama en kısa zamanda müdüre hanımla konuşacağım. Çünkü bu çocuklar geziye gidiyorlar öğretmenleri ile.  Gezi sırasında bir kedi yada köpek görse çocukları koruyacağına en önde o kaçıp kargaşa yaratacak. Zaten onun sınıfı en söz dinlemeyen karmaşık sınıftı. Demekki öğretmen olarak da iyi değil. Allahtan 5-6 yaş sınıfı. Bizimkinin sınıfı ve diğer sınıflarda bir düzen ve disiplin vardı. Öğretmenler çocukları sandalyelerinde tutabildiler. Benim sözümü kestikleri zaman ” önce dinleyip sonra el kaldırıp soru soruyoruz ” diye yönlendirdiler.

Okulun içinde genel bir neşe ve düzen hakimde buda çok hoşuma gitti. Okulu doğru seçtiğimi daha bir anladım. İçim rahatladı

This entry was posted on Wednesday, October 5th, 2011 at 12:04 and is filed under Günlük. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.