23 nisaan neşesi

April 25th, 2014

Barış beyin 23 nisan videosu

Posted in  Videolar   No Comments »

Vee tatil bitti

February 10th, 2014

Anne kişisi, işi gücü bırakıp oğlu ile gezmedik yer bırakmadı. Havanın buz gibi olması da durduramadı. Piknikler yaptık, uzun doğa yürüyüşlerine çıktık, müzeye gittik, sinemaya gittik, buzpateni yaptık, etkinliklere katıldık, bol bol parklardaydık. Çocuk kişisi ise gezmeye doymadı. Ne ernerjiymiş tüketemedik gitti
Gezdiğimiz yerlerden bir kaçı

polenezkoyPolenezköy yürüyüş parkuru ve piknik park:
Tatil olur olmaz, babayıda alıp gittik polenezköye. Havanın tek yumuşak olduğu günü seçtik. İyi ki de gitmişiz. Toplam 10 km yürüdü Barış doğada. 5 km yürüyüş alanında yürüdük. Acemilikten arabayı yürüyüş parkurunun başına koyup bitişe yürüdük. Meğer Belgrat gibi daire çizmiyormuşuz. Başlangıç ile bitiş arasında da 2 km yol varmış. 5 km yürüyüş parkurundan sonra 2 km daha dolanıp arabanın yanına gitmemiz gerekti. Yürüyüş parkurunun sonunda Barış “anneeee ayaklarım ağrıyoooğğ” diye inlesede gaddar anne ve baba dalga geçip durdu çocukla 😛 Arabaya gitmeden yarım saat bir çay ocağı bulup dinlendik, arabayı parkettiğimiz yere yürüdük. Arabayı alınca piknik park a gittik. Orada da nerden baksan 3 km yürümüşüzdür. Beni rahatsız eden bir kaç kafese kapatılmış hayvan dışında çok sevdik orayı. Serbest dolaşan tavuzkuşları, tavşanlar, tavuklar, köpekler ile çok güzel bir yer. Minik göletinde kürek bile çekti baba oğul.

Keşke küçük kafeslere kapatılmış, tavşan, rakun ve boğa yılanı olmasaydı. Özgür olsalar (boğa yılanı hiç orada olmasa. Doğasına uygun değil hayvancağızın) çok daha huzurlu bir yer olurdu. Ama biz gene de çok keyif aldık.


buzpateniİstanbul Modern:
Kankası Arda ve Zeynep teyzesini de alıp İstanbul Modern e gittik deniz yolu ile. Çocukların ağzı açık bir oraya bir buraya sürüklenmeleri çok keyifliydi. Mini filmler, tablolar, heykeller çok ilgilerini çekti. Kah kahkaha attılar, kah kafaları karıştı. Dokunmak yasak kuralına uysalar da gene de dışarıdaki heykele dokunamamak onları oldukça üzdü. Keşke dokunmalarının yasak olmadığı küçük bir alanları da olsaydı.

 

Buzpateni:
Doğa anneler sağolsun, bu sefer de buzpateni için toplandık. Metro city de buzpateni yaptı çocuklar 1 saat. Anneler , Başak ve Müge hariç piste çıkmaya cesaret edemese de, çocuklar çok eğlendiler. Düşe kalka kaydılar. Barış yarım saat kadar özel öğretmeni ile alıştırma yaptı. Sonrasında kızlara maskaralık yapıp durdu. Bir daha ki buzpateni macerasını Optimum da yapmaya karar verdik. Çünkü Metro City de hem pist çok iyi değildi, hem de çocuklara hiç koruma takmadılar. Hiç değilse bir kask bekledik doğrusu. Optimumda kask ve eldiven veriyorlar çocuklara. Hem de pist daha düzgün. Bir daha kine artık..

Yıldız Parkı:
Kim demiş kışın piknik olmaz diye. Buz gibi havada, tam 7 anne, 1 baba ve 10 dan fazla çocuk gittik Yıldız Parkına. Çocuklar sürekli koşturdukları için hiç üşümeyip aksine montları çıkarsalarda anneler oturmaktan resmen donduk. Neyseki Hakime üşenmemiş hem bebeğini hem piknik tüpü kapıp gelmişti. Çay içerek ısındık biraz. Ama halimiz görülmeye değerdi doğrusu. Çocuklar koşturuyo analar ellerinde çay, atkılar bereler titriyo, üşüdükçe masadaki yiyeceklere saldırıyorduk. Ama gene de bol kahkahalı çok güzel bir gündü.

Özgürlük parkı, Çengelköy havuzbaşı, Bebek parkı:
Gene hava soğuk ama olsun parkda oynamak gibisi var mı ? Bol bol park yaptık oğlum ile.
Sinema: İlk 3 boyutlu film deneyimi
Aslında 6 yaşdan önce göz sağlığı için önermiyorlar pek 3D film ama dayanamadık. Buzlar ülkesi gerçekten çok keyifli bir filmdi. Müzikleri hikayesi oldukça hoştu. Barış ağzı açık izledi.

Vee artık tatil bitti. Şimdi annelerin tatili başlıyor …

 

Posted in  Kategorisiz   No Comments »

Sarelleli ekmek savaşları

October 30th, 2013

1. savaş: Veli toplantısı. Muattap alınan kişi: Okul Müdürü

Çocuklara ara öğün diye verilen yemek listesinde haftada bir sarelleli ekmek çıkıyor.
Ben “Yararından çok zararı olduğunu düşünüyorum. Onun yerine başka birşey koyamaz mıyız ?”
Müdür: “Burası devtel okulu her istediğiniz şeyi zırt pırt değiştiremeyiz. Liste deyişmez”
Ben:” iyi de ben listenin tamamını eleştirmiyorum ki. Kaldı ki eleştirecek çok şey var ama devlet okulu olduğunun farkında olduğum için sadece sarelleli ekmeğin değişmesini rica ediyorum”
Müdür beni gene kötü annelikle itham ederken allahtan bir kaç tane daha anne çıktı beni destekleyen. Bunun üzerine müdür bey ” tamam ozaman öğretmenler ile konuşun bunu aranızda halledin” dedi. Bu arada biz meyve önerisi getirdik reddedildi. Nedense

2. Savaş: Tatiller bitip de okul tekrar düzene oturunca ilk fırsatta öğretmenlere hatırlatma gereği duydum. Çünkü listede 2 haftada bire inmiş olsada sarelleli ekmek vardı. Bu sefer muattap öğretmenlerin yönlendirmesi ile Okul Müdür Yardımcısı

Ben: “Veli toplantısında müdür bey ile konuştuk ve menü üzerinde öğretmenler ile konuşmamız gerektiğini söyledi. Ve beni size yönlendirdiler. Şu sarelleli ekmek mevzunda bir ricam olacak. Ben e benim gibi düşünen en az 10 anne sarelleli ekmeğin listeden kaldırılmasını rica ediyoruz. Yerine meyve konabilir mesela.”

Müdür yardımcısı: “Öyle kafanıza göre, sırf sizin allerjiniz var diye menüden kaldıramayız. Ayrıca sarelleli ekmek yararlıdır. Katkı maddesi diyorsanız menüdeki herşeyin içinde katkı maddesi var ozaman yemek vermeyelim çocuklara”

Güyya beni tehtit ediyor. “Olur kaldırın. Benim için çok daha iyi olur. Ama ben beslenme yollarım o halde çocuğuma.”

Diyince. Hemen çark etti. Başladı sarelleli ekmeğin faydalarına. Ben onun yerine ballı ekmek verin yada tahin pekmezli ekmek verin. Diyince. Onlarda da var ama katkı maddesi nakaratına geçti. Böyle yarım saat sesler oldukça yükselerek kavga ettik.

Ben en son.” Yani siz diyorsunuz ki burası devlet okulu. Bizim istediğimiz olur. Sizin söz hakkınız yok. Eğer öyle ise arka mı döner susar giderim.”

Hemen çark etti. ” Yo olur mu estafurullah. Tamam ben aralık ayına koymayacağm sarelleli ekmek. Ama bu ay listeler hazrılandığı için iki gün yiyecekler.” (Bu arada benim gibi başka bir anne itiraz ettiği için haftada 2 ye indirildiğini öğrendim sonradan.)

Ben: ” Tamam sorun değil. Amacım kavga çıkarmak değil. Müdür bey siz aranızda halledin dediği için size geldim. Aramızda anlaşabileceğimizi düşündüm. Ama bence sarelleli ekmek çocukları tatlı ve çikolataya teşfik ediyor. Yararından çok zararı sadece içinde katkı maddelerinden değil. Çocuklara çikolatanın ana yemek yerine geçebileceği izlenimini veriyor. Bu nedenle yanlış buluyorum.” dedim.

Yerine konacak şeyler konusunda da kısa bir kavga ettik. “Meyve” dedim. “O doyurmaz” dedi. “Kek de versek içinde şeker var dersiniz”Dedi. Ben ” ne münasebet. keşke kek koysanız. Hiç değilse burada mutfakta hazırlıyorsunuz onu. Katkı maddesiz ve daha sağlıklı olacak” dedim.

En son benim daha çok üste çıkmamdan mı ? Yoksa işi çok olduğundan mı bilmem, anlamış gibi göründü müdüre hanım. Hatta “ben de evde organik ürünlerle besleniyorum. Ama sarelle de alıyorum Kendime.” Dedi. Allam yaa. Senin ne yediğinden bana ne . Ben parmak kadar çocukların yeme alışkanlığı kazanmasında senin rolünü söylüyorum sadece.

Bakalım 3. savaş olacak mı ? Bir ara ben ” benim gibi düşünen 10 tane anne getirirsem değiştirir misiniz ?” dedim. Pek panik olmuştu. O kozu kullanırım artık 🙂

Posted in  Beslenme   No Comments »

Ana sınıfında ilk gün

September 9th, 2013

Barış bugün, İlkokulu okuyacağı okulda anasınıfına başladı. Aslında başladı mı başlayamadı mı anlayamadık. Ne bir liste verildi elimize ne bir bilgi. Saat kaç da gelip gideceğiz onu bile söylemediler. “İlk hafta alıştırma süresi, bu nedenle sadece yarım saat, 1 saat kadar kalacak çocuklar okulda” dedi o kadar. Forma var mı ?, kırtasiye malzemeleri alacak mıyız ?, ikindi de yemek yiyecekler mi ? (Ben her ihtimale karşı hazırlamıştım), dersler kaç saat sürecek, tenefüs nekadar ? hiç bir bilgi yok. Öğretmeni ile bile resmen şansımı zorlayarak tanıştım. Konuşamadık bile. 1 hafta içinde hepsi belli olacak dedi sadece o kadar. Özel anaokulları ile çok farklı olduğu kesin. Hadi bakalım hayırlısı.

Posted in  Günlük   No Comments »

Karavan macerasi basliyor

August 3rd, 2013

Bu sene bir cesaret geldi bize. Tatilimizi karavan kiralayarak yapmaya karar verdik. Dun karavanimizi alip test surusu yaptik. Aksam oldukca zahmetli yerlesme faslini bitirdik. Butun eksikleri listelemis ve daha onceden hazirlamis olmama ragmen, araca tasimak, dolaplara yerlestirmek bizi oldukca yordu.

Sabah saat 7 de yola cikacagiz diye plan yaptik. Ve tabiki uyamadik. Saat 6:30 da kalkmam da pek ise yaramadi. Gene saat 8:00de yola cikabildik. Ama daha yola cikarcikmaz, binbir emekle hazirladigim rota ve gezilecek yerler listemi evde unuttugumuzu hatirlayip tornistan eve donduk. Daha dogrusu oldukca keskin bir donus yaptik. Oyleki buzdolabinin kapagi bu donuse dayanamadi ve acili verdi. İcindeki hersey de yerlere sacili verdi. Bir cok sey plastik kaplara konmustu ama recel cam kasedeydi. Her yer visne recelinin tadina bakti. Bin bir kufur ile yerler temizlendi. Dolabin kapagi koli bandi ile sabitlendi. Eve gidilip haritalar alinip saat 7 de cikilmasi gereken yola saat 9:30 da cikildi.
Benim sinirler tepemde kufur ederken bir de emniyet kemerinin calismadigini farkedince iyice gerilen sinirleri pasiflore ile dengelemeye calisildi. Ama nafile elbette. Uzun sure burnumdan soludum. Neyse ben kelle koltukta giderken barisin keyfi yerindeydi. Cunku beyefendi ozel dvd sefasi suruyordu. Tekirdaga gelene kadar 2 film bitirdi. E tabi bizim ataturk ormaninda piknik saat itibarinile suya dustugu icin tekirdagin meshur koftelerini tatma firsatimiz oldu. Hatta pismemis koftede alip attik dolaba.
Yolun bundan sonrasi keyifliydi. Sinirim yatismis, etrafi seyre dalmistim. Aracta klima olmamasi da saat 2 ye kadar bizi rahatsiz etmedi. Ama gunes onden gelince biraz isinmadik degil. Gene de dayanilmaz degildi.

Geliboluda sehitlik gezme planimiza uymak icin gelibolu merkeze girdik. Ancak muhtesem internet bilgileri sayesinde aslinda rotamizdan cikmasak bile sehitlikleri gezebilecegimizi biraz gec ogrendik. Olsun gec olsun da guc olmasin diye, gelibolu milli parki tanitim ofisine ugrayip harita ve bilgi aldik. Meger zaten konaklamayi planladigimiz kabatepe orman kamp alanina cok yakinmis sehitlikler. Saat 4:30 olunca bizde kabatepeye gidip yerlesip denize girmeyi tercih ettik. Boylece yarin rahat rahat gezebilecegiz oralari.

Bu arada orman kampina girdik ve ben aslinda emniyet kemerinin bozuk olmadigini sadece bir dugmeye yanlislikla bastigimi farkettim. Yani onca yol kemersiz, kendimi boslukta hissederek bosuna gerilmisim. Neyse gene gec olsunda guc olmasin dedik.

Kabatepeyi cok begendik. Cam agaclarinin altinda bir yer verdiler karavanimiza. Elektirik de aldik. Tuvalet zaten arac icinde mevcut. Gerci oldukca ufak ama olsun bize yetiyor.

Yerlestikten sonra hemen denize attik kendimizi. Deniz piril piril. Baris costu tabi. Saat 7 ye kadar kumsalda dinlendik. Barisin ” hayir donmuycem karavana burada kalicam.” cigliklari esliginde denizi terkedip karavana donduk. Evde hazirladigim yemeklerin faydasini fazlasi ile gordum. O kadar yorgunlugun ustune yemek yapmaktan sadece bir makarna yaparak kurtuldum. Keyifli yemek ve sonrasinda fenerlerle kesif gezimizden sonra baris bey sizdi. Bizde cayimizi yudumluyoruz.

Yarin ola hayrola 🙂

Posted in  Günlük, Kategorisiz   No Comments »

3. köprüye neden karşıyım?

July 26th, 2013

Bu yazı bir ortak yayındır. Bugün, benzer düşünceleri paylaşan birçok blog yazarının blogunda bu yazıyı göreceksiniz. Yazıyı hazırlayan Banu Conker ve İrem Afşin’e teşekkür ederim. Her kelimesine katılıyorum.

***

3. KÖPRÜYE NEDEN KARŞIYIM? / #KöprüdegilTopluTasima

Ben bir anneyim. Anne olmak sadece doğurmak değildir. Anne olmak geleceği yetiştirmektir. Bir çocuk gelecek için yatırımdır. Çocuklarımızın sağlıklı olması en büyük servetimizdir. Bunun için de sağlıklı yiyecekler, kirlenmemiş, yok edilmemiş bir doğaya ve temiz suya ihtiyacımız var.

Ben İstanbul’da yaşayan bir anneyim. Kış geldiğinde şehrin üstüne inen kirli hava pusunun altında nefes almaya çalışıyoruz. Ben çocuğumun temiz havayı içine çekmesini, toprağın kokusunu duymasını istiyorum, çünkü bunu ona borçluyum. Kızılderililerinin dediğine inanıyorum, “biz dünyayı çocuklarımızdan ödünç aldık”. Dünyayı daha iyi bir şekilde onlara geri vermeliyiz.

Yaşadığımız şehirde doğa rant hırsı ile uzun yıllardır fazlasıyla tahrip edildi. Şimdi bir de yıllardır konuşulan 3. Köprü’nün yapımına başlandı.

Eğer 3. Köprü yapılırsa; trafik için çözüm olmayacak, ancak çevreyollarının kenarları yeni sitelerle doldurulacak.
Eğer 3.köprü yapılırsa, zamanla ormanların içindeki su havzaları ortadan kalkacak ve susuzluk sorunu ile yüzleşmek zorunda kalacağız.
Eğer 3. Köprü yapılırsa, suların kirlenmesi çevrenin daha da sağlıksız olmasına neden olacak.
Eğer 3. Köprü yapılırsa, sadece İstanbul değil, Kocaeli ve Çatalca yörelerindeki verimli topraklar da beton yığınlarıyla kaplanacak.
Eğer 3. Köprü yapılırsa, İstanbul’un giderek azalan yeşil alanları hızla iyice küçülecek, sıcaklık dayanılır olmaktan çıkacak.
Böyle bir şehirde nasıl yaşayacağız? Çocuklarımızı büyütmek istediğimiz şehir bu olabilir mi?

İstanbul’un ilk Boğaz Köprüsü 1973’te, ikincisi 1988’de açıldı. O zaman gösterilen gerekçeler, iki kıta arasındaki ulaşımı kolaylaştırmak ve trafik sorununu çözmekti. Ama sorun, yıllar geçtikçe daha da içinden çıkılmaz hale geldi.
Çünkü köprüler trafiği azaltmıyor, aksine kendi trafiklerini yaratıyor.
Çünkü köprülerin taşıdıkları yolcu değil araç!

Birinci köprü açıldıktan bir yıl sonra:
Boğazı geçen insan sayısı yüzde 4 artarken
Boğazı geçen araç sayısı yüzde 200 arttı!

İkinci köprü açıldıktan sonra bugüne kadar:
Boğazdan geçen insan sayısı yüzde 170 artarken
Boğazdan geçen araç sayısı yüzde 1180 arttı!
Yolcuların yüzde 63’ünü taşıyan toplu taşım araçlarının köprü trafiğindeki payı yüzde 10
Yolcuların yüzde 37’sini taşıyan özel araçların köprü trafiğindeki payı yüzde 90

Özel araçların yarattığı trafik sıkışıklığını karşılamak için İstanbul Boğazı’na 2020 yılında 7 köprü, 2040 yılında 70 köprü yapılması gerek! Köprülerle örtülmüş bir boğaz hayal edebilir misiniz?

Ben bir anneyim, çocuğum için 3. Köprü’nün yapılmasına karşıyım.

Trafiği çözmek istiyorsanız toplu ulaşımı arttırmanızı istiyorum. Trafiği çözmek istiyorsanız, bilinçli araç kullanımının yaygınlaştırılmasını istiyorum.

Köprü değil, sağlıklı yaşam ve çevre için bilinçli toplum ve toplu taşıma istiyorum!

Sizleri 3. köprüyü engellemek ve daha iyi bir geleceğe sahip çıkmak için sosyal medya üzerinden yetkililere baskı yapmaya çağırıyorum.

Daha ayrıntılı bilgi için: http://www.spoist.org/dokuman/Raporlarimiz/spoist_3.koprurapor.pdf

Posted in  Kategorisiz   No Comments »

Kız istemeye gidiyoruz :P

June 11th, 2013

Barış bu sabah yatakta yanımıza geldi. “Ben Irmak ile evleneceğim” dedi. Gülme krizinden sonra “kız istemeye gidiyoruz hazırlan” dedim. Babası ” oğlum sen çalışmıyorsun ki nasıl alacaksın kızı ? ” dedi. Barış ” e okula gidiyorum ya” diye cevap verdi. Bu stresli günlerde güne çok güzel başladık. Keşke öyle devam etse.

Posted in  Kategorisiz   No Comments »

Ok yi aldım :P

March 27th, 2013

Barış, bir kaç haftadır sebze yemek konusunda hiç huyu olmadığı halde oldukça zorluk çıkarıyordu. Ben de inadına sebze yemekleri yapıp koyuyorum önüne. Bugün uzun zamandır yemediği barbunya ve pilav yaptım.
Baktı baktı “anne harikasın, çok güzel bir yemek olmuş.” dedi. Bu arada eli de tamam işareti yapıyor.

Çok bilmiş sıpa bir süredir beğenmiyordu demekki ottan, çerçöpden yemeklerimi. Sonunda ok aldım 🙂

Posted in  Günlük   No Comments »

Buz üstünde bir paytak ördek :)

March 18th, 2013

buzpateni1 from duygu meric on Vimeo.

Posted in  Videolar   No Comments »

Sihirbaz

March 8th, 2013

Şimdi de sihirbazlığa merak salan oğlumla uğraşıyorum. Eline sığan herşeyi alıp, “başka tarafa bak” diyip kolundan içeri sokup yok ediyor. sonra da tataaaa yapıyor 😛

Bugün de bir boya kalemi almış. İki tarafınada kapak takmış.

” hangi tarafı ucu bil bakalım”

“ama oğlum kapaklar şeffaf. Kalemin ucunu görebiliyorum” dedim

Koştu, kalemin uç tarafındaki kapağı şeffaf olmayan kapakla değiştirdi. Ama diğer taraf şefaf. Bana gene geldi sırıtarak. “hangidi ucuuu” bir de yerinde duramıyo heyecandan.
Allam saf mı zeki mi anlamadım :))

Posted in  Günlük   No Comments »